|
|
19
Mayıs 1951
Benim
canım sevgilim,
Beni saran kollarından koparken
ne kadar isteksizdim, ahh.. Ve hücreme
yaklaşırken adımlarım
nasıl geri geri gidiyordu bilsen...
Hücre- sessiz, acımasız
ve umursamaz tavırlı, sahibinin
gidişinin farkında değilmiş
gibi görünen ama sonunda döneceğini
bilerek böbürlenen hücre, orada beni
bekliyordu. Dudaklarım, konulmaz
bir açlık içinde seninkilerle
kenetleneli yalnızca üç gün oluyor.
Daha üç gün önce, yıllardır
sevdiğim, garip bir aşinalık,
garip bir yabancılık duyduğum,
sayısız geceler boyu yanında
yattığım ve tatlı
uyuduğum o varlığa
kondu gözlerim. Takvime göre yalnızca
üç gün, bana sorarsan aradan birçok
evren çağı geçti ve ben
seninle sanki hiç konuşmadım
da konuştuğumu düşte
gördüm. Sevgilim "kendimden geçtim
" derken benim yerime de konuşmuş
oluyorsun. Tırmandığın
basamaklar, içeri girdiğimde
beliren görüntün. Manny'nin kulağıma
boğuk boğuk gelen sesi,
içinde bulunduğumuz oda .. Hepsi
ve herşey öyle çılgın
bir gümbürtüyle bilincime aktı
ki, ağzımı açamaz oldum
. Sonra, fiziksel selamlaşmamızın
acı veren eşsiz tadına
daha tümüyle varmadan, bununla birlikte,
içtikçe daha çok susadığımın
bilincinde olarak ayrıldığımı
ve kaldırılmaz bir masanın
aramIıda olduğunu gördum..!
Ahh, Monsieur, Je t'aime, Je t'adore.
Büyük yalnızlık duyan karın
Ethel
(
Ethel ve Julius Rosenberg'lerin hapishanede
birbirlerine yazdığı
mektuplardan oluşan "Rosenbergler"
kitabından.. )
Evet beni oraya
götüren yıllardır aradığım,nasıl
gireceğimi,o kapıyı
açacak tılsımlı sözcükleri
aradığım gerçek ülkeme
taşıyacak şifreyi sen
buldun ve yine biliyorum ki senle
gidecek. Senin söylediğin gibi
herşey birarada olmuyor.Seni
gördüğüm her gün,her gece,her
sabah gözlerime yerleşen o pırıltıyı
senin de taşımanı istiyordum.Ben
varken çalan telefonları çalıp
yanında olduğumu söylemeni...
Bütün o kadınları en çok
da bir zamanlar şimdi bu duyduklarımı
sana yaşatan o kadını
unutmanı istiyordum.
Yaşamın
bana nasıl bıkkınlık
verdiğini bu insanlardan,yüreklerine
kazınmış tüm bu kötülüklerden,televizyonda
görünce ağladığım
savaşlardan,yıkımlardan,bu
yoksulluktan,bu ikiyüzlü insanlardan
nasıl usandığımı
bunları taşıyamayacak
denli zayıf olduğumu anlamanı
korkarak uyandığım
gecelerde anlattıklarımı
geçiştirip beni sakinleştireceğine
hepsinin doğru olduğunu
ama yanımda olduğunu söylemeni
istiyordum. Oysa sen haklıydın,bunların
hepsini yaşamıştın.Böylesine
acı duyarak,böyle herşeyimin
sana çarpıp zedelenmesine izin
vererek yaşayamayacağımı
biliyordun.Evet öğrendim.Şimdi
bunca zman sonra bana ne yapmak istediğini
anlayabiliyorum.Söylediklerini yapıyorum
bu dünyaya geri döndüm.Artık
o hala hatırladıkça beni
ürperten dalgalanmaları istemiyorum,dakikalarca
çalıp açılmayan telefonun
sesini ya da makinedeki boğuk
cümleleri ne zamandır duymuyorum,bana
her gün çiçekler gönderen biri var,her
gün gelen çiçekleri seviyorum dünyanın
en güzel kadını olduğumu
duymak hoşuma gidiyor.
|
Evet haklıymışsın öğrenmem
gereken tek şey buymuş suyun üstündeki
taşlara basarak yürüyüp gitmek,içine
girmemek yansıyan görüntülere bakmamak.
Öyle yapıyorum işte her şey
düz bir çizgide gidiyor beklenmedik bir
şey yok,şaşırtacak bir
şey yok.O her gün aynı saatte
arıyor.Aynı saate çiçekler geliyor
armağanlar...Onun tam yanında
duruyorum bu ne demek biliyormusun tam yanında
durmak? Bir kadın senin ancak arkanda
durabiliyor sevgili.Kocaman görüntünün ardında
bir yerde gölgenden seçilemiyor.Başkaları
da var mı bunu asla bilemiyorsun,bilemedim
bence vardı hep vardı ama her
keresinde ince söz oyunlarıyla, yüzündeki
gergin ifadeyle,gözlerinde yerleşen
bıkkınlıklarla beni hep yalanladın.
Şimdi biliyorum;senin tek bir kadınla,tek
bir müzik parçasıyla mutlu olamayacağını
her sabah kalktığında yeni
bir heyecan duymazsan mutsuzluktan öleceğini
biliyorum. Bunu sana yaşatmak istedim.
Gerçekten istediğim tek şey buydu seni her sabah uyandığında yeniden mutlu etmek.Böylece çılgınca görüntüler eşliğinde ama benle yaşamanı sağlamak.Oysa senin değişimlerine kapılmaktan,onları izlemekten,onları yorumlamaya çalışmaktan başka bir şey yapamadımki... Belki doğru yalan söyledim istediğim tek şeyin senle bu sonsuz maceraya girmek olduğunu,her gün yeniden tek bir bakışla,telefonun çalmasıyla,küçük bir kağıda yazılmış sözcüklerle kalp atışlarının hızlanmasını,beklenmedik bir anda tam her şey yoluna girdi derken yerin ayaklarımın altından kayıvermesini bu sonsuz sarsıntıyı istediğimi söylerken yalan söyledim. Ama beni senden iyi kim anlayabilir? Belki de aslında hiçbir şey istemiyordum ne istediğimi ne düşündüğümü sözcükler halinde belirginleştiremiyordum bile...Birlikte saatlerce oturduğumuz o ilk gün seni seviyordum ve bunca zaman hep aynı hala aynı seni seviyorum doğrusu bu... Sürekli bir duvara çarptım,sürekli sanki görünmez bir el beni uzakta tutuyordu.Yapmak istediğim hiç bir şeyi yapamadım.Senin istediğin kadın bu nasıl bir şeydi bilmiyordum,onu olmaya çalıştım,yeter ki o duvar belirmesin,o görünmez el beni yine itmesin diye senin sevimli küçük kızın,senin küçük fahişen,senin dostun evet bunları sende öğrendim. Birinden delice sevdiğin birinden ayrılmak zorunda olmak ama ayrılırken onu da içinde götürmek,içinde ondan uzaklaştığın her adımda onun içinde büyüdüğünü,içine sığmadığını duymak,kurtulmaya çalışmak,içinde tutmaya çalışmak,boğulmak bütün bir dünyanın,bütün görüntülerin,anıların,çocukluk günlerinin,gelecek düşlerinin,bugünün renklerinin siliniverdiği bir anda yine de ayrılmak zorunda olmak...Bunun ne demek olduğunu biliyormusun?Eminim biliyorsundur. İşte şimdi senden ayrıldım.Sanki o ilk ayrılık anında içime sığdırmaya çalışıp başaramadığım şey şimdi sakince duruyor. Zaman zaman kalbimi sıkıştıran,karın boşluğundaki o bildik burkulmaya yol açan,ellerim titreten, gözlerimin dolmasını sağlayan o olsa da eskisi gibi değil,duruyor.Sanki içimde katılaşan bir ruh... Bak artık ağlamıyorum.Kendimi öldüreceğimden korkuyorlardı,kendini öldürmek başka nasıl olabilir ki içindeki coşkuyu,içindeki çocukluğu, içindeki mutluluğu,içindeki her şeye rağmen kendini verişi öldürmekten başka nasıl olabilir? Bütün bunların olmadığı bir dünyaya geri döndüm.Hepimizin söylediği gibi, hepimizin yaşadığı sürece söylenip durduğu başka şeyler söyleyip yine de onları değil bu katılaşan yüreğinizi bulduğumuz dünyaya geri döndüm. Belki de tek isteğim birlikte bir şarkı söylemekti... Benim şarkımı basit, sıradan, sevimli bir şarkı ama söylemedin... Deniz daha durgun ki sanki bugün, martılar sevinç çığlıkları yerine sanki senin gelmen için tüm gücüyle hiç bilinmeyen yöne doğru sesleniyolardı. Hani o falımıza bakan çingene, hani o çingene varya deniz gözlüm, yine geldi yanıma. Ama sanki anlamıştı bir parçamın koptuğunu beni yaşama bağlayan bütün umutların bir anda bir yıldızın gökyüzünden süzülüşü gibi hayatımdan gittiğini, bir an kucağımda birşeyin olduğunu hissettim bir kırmızı gül vardı. Kan kırmızı bir gül vardı. Senin haberinden sonra kırmızdan nefret eder olmuştum. Biran çevreme bakındım ve çingene yoktu. Bana kim acı çektirmek istiyodu. Bütün gün sahilde dolaştım.Sanki biri senin bana şaka yaptğını söyleyecekmişcesine. Şapa yaptı demeleri için birtanem inanki bütün herşeyimi veririm diyemem çünkü sen herşeyimdin, belki kıymetli değildir ama canımı dahi uğrura hiç arkama bakmazsısın verirdim. Sahile, denize,uçan kuşa hep seni sordum ama cevap vermediler bitanem. Bir anda düşüncelere daldım sahilde, İlk bana kırmızı gülü de çingenenin verdiğin yerde vermiştin.Ne kadar güzel bir gündü ogün mutluluktan kahkalar atarken bugün senin hiç kıyamadığın bir şeyi yapıyorum beni affet! gözlerimden süzülen yaşları engelliyemiyorum. Onlarda sanki deniz gözlerini arıyolardı.Benim seni aradığım gibi. O günü yaşıyordum sanki ama tek başıma gülü avuçlarımın içine aldım , bir buse kondurdum ve denize attım. ogünde böyle yapmıştık birtanem ama bugün beni yanlız bıraktın . Bizi hani kimse ayıramayacaktı. Sözümüz böyle miydi? Ne oldu pes etmek varmıydı? Sen beni bıraktın ve kara toprağı seçtin neden? Neden beni değilde seni aldı o kör kurşun? Benden daha çok sevmişti sanki seni. İsyan ettim tanrıya seni son kez getirdiler. üzerinde kırmızı güller vardı. Ama onlar dahi ağlıyolardı sanki güller tabutuna değil deniz gözlüm ellerine yakışıyordu. Orda can buluyolardı, ikimizin sevgisinden güç alarak bir kat daha kızarıyorlardı. Ogünden beridir deniz gözlüm beni affet kırmızı güllere düşman oldum. Bugün bir yıllıdır ayrıyız birtanem dön artık, buğulanmış camlara ismini yazıyorum. Sanki askerden gelecekmişsin gibi gün sayıyorum.Belki kendimi avutuyorum ama bir gün sen gelmesen bile ben sana gelicem bunu biliyorum denizgözlüm.Bu mektubu ve bu gülü denize atıyorum deniz gözlüm superilerinin sana vericeklerini biliyorum çünkü. Belki beni senden, seni benden aldılar ama senin beni sevdiğini ve benimde seni ne kadar sevdiğimi bu kırmızı gül eminim sana anlatacaktır deniz gözlüm.
Sana bu gülde kırmızılıyla sevgimizin alevini, dikenleri ile sensizliğin dayanılmaz acısını yanındaki tomurcuğuyla ise hiç bir zaman sevgimin bitmeyeceğinin ifadesi olarak gönderiyorum. SON OLARAK SENİ SEVİYORUM DENİZ GÖZLÜM Akşamki sözlerinden bu yana sürekli düşündüm.haklı olup olamadığın kritiğini yapmayacağım.ama söylediklerinden sonra seni online görmem rağmen seni arama cesaretini bulamadım.internete daldım seni etkileyebileceğini düşündüğüm güzel sözler aradım.epeyce de buldum bu arada ama sonra vazgeçtim.güldüm kendi kendime ben ki binlerce kişiye yüzlerce konuşma yapmış biriydim,nasıl olurda duygularımı ifade etmek için başkalarının yazılarına,fikirlerine yapışırdım ve sonuçta yüzyüze chatede cesaret edemeyince bu yazıyı word de yazmaya ve sana kopyala yapıştır tekniğiyle postalamaya karar verdim.komik değilmi? J.her yazışmamızdan sonra tüm history yi delete yaparak sildiğim için bende geçmişteki chatlere ilişkin hiçbir şey yok.ama bazı şeyler var onları kimse alamayacak.öncelikle sana çok içten bir teşekkür sunmak isterim 1-2 aydır beni oldukça mutlu ettin.akşamları ve sabahları seninle karşılaşmayı umut ederek her neti açışımda ve hele seni karşımda görüşümde duyduğum hazzı anlayamazsın.chat te neler hissettim neler bana çok hoş duygular yaşattın. Ama sen haklıydın ben evli ve 1 çocuk babası ....seninle chat te konuşmadığım zamanlar 20 lik aşık gibi nette aşk şiirleri bilmem neler neler taradım.sana gönderebilmek için saatlerce bir sürü anahtar kelimeyle şiir,güzel söz vs baktım.bulduklarımı da tabii ki maille aldın.bugün senin için son kez tarama yaptım anahtar sözcük ne idi biliyor musun.’’imkansız aşk’’.... Neler hissettiğime gelince geçmişteki o güzel duygular bana acı veriyor şimdi.. Ama inan kendi adıma değil senin adına.. genç bir kızın duyguları hırpalamış olmak duygusu ile üzülüyorum.hayat insana her zaman istediklerini sunmuyor.belki ben belki sen erken geldik dünyaya,veya yanlış yerlerdeymişiz hep bilemem. Kaderciliği de sevmem ama böyle imiş yazgı işte..bu yanlışı devamın anlamı yok haklısın .ama bil ki şimdiye kadar söylediklerimde samimiydim.sana sayfalar dolusu yazabilirim ama her biri ayrı hüzün kaynağı olacak benim için.sohbetlerin esprilerin samimiyetin ve paylaştığın her şey için teşekkür.bu benden aldığın son yazı olacak.hayat ve insanlara karşı sana bol şans ve yürek dolusu sevgiler... Veda Ediyorum ; Saat gecenin bir yarisindayim, günlerden ne bilmiyorum. Bilmem gerekli mi ki yasanan bunca igrençlikten sonra. Kalbim her aldatildiginda yok olup giden bir mum gibi eridi... Dört duvar arasinda bunaliyorum gün geçtikçe. Siginacak limanim yok ki korkularimdan kurtulayim, her limanda ayri bir firtina, her limanda gemiler yarali tipki benim gibi. Odamda yalnizligimla savasirken sen nerelerdeydin peki? Hadi cevap versene kolaysa, hadi simdi beni sevdigini söylesene... inanmiyorum sana da sevgine de.Gerekirse kalirim tek basima, kafa tutarim hayata, isyan ederim karanlik gecelere... Ama beni öylesine tükettin ki gücüm yok... Artik sevgi pesinde kosmaktansa toprakla bütünlesmek istiyorum. Verilecek bir avuç sevgi yerine toprak istiyorum, hadi örtün üstüme. Aglamayin bu aceleci gidisimden sonra ne olur çünkü bilin ki böyle çok daha mutlu olacagim. Içkiye yenik düsen bu bedenimi daha fazla ayakta tutamazdim... Hakkim olmayan seyleri istemistim belkide. Yalnizliklari yazarken, küçücük yüregimle soguk duvarlara, içimde sen vardin. Soguk duvarlar beni üsütürken, kalbim sizliyordu içten. Sensizlik bu kadar zor gelirken, ben sensizlikle savasiyordum. Oysaki bu kadar erken ölmeyi hak etmemistim.Yalnizligi bu kadar agir yasamamaliydim. Kimseye duyuramadigim sesimi bir avuç toprak dinlerdi. Kim bilebilirdi ki bu bir avuç topragin bu kadar erken üzerime serilecegini... Ve bende o üstüme serilecek toprakla kavusmami çabuklastiracagim sadece... Hosçakalin... Sevgilim . Sana bunları yazarken gözlerim doluyor. ayrılık o kadar zor geldiki bana;meğer ne kadarda seviyormuşum seni. bunu ancak senden ayrılınca anladım.hasretin bağrıma karakış gibi saplandı. içimdeki sızıyı şimdi anlıyorum meğer senmişsin beni hayata bağlayan o üzüm karası gözlerinmiş hayat suyum ellerinmiş beni sımsıcak bir sevdaya salan siyah saçlarında görüyormuşum ben gündüzün aydınlığını koca yedi yıl nasılda geçiverdi ansızın şimdi kış ortasınıda baharı hasretle bekliyorum ama biliyorumki sen yoksan baharda yok bana. biliyormusun şimdi nasıl kapkara yüreğim zifiri gece gibi hayat benim için çekilmez bir sancı korkarım sonsuza kadarda bu hep böyle sürüp gidecek. ne aptallık ettimde yazımı kışa çevirdim.çok pişmanım seni üzdüğüm için. ben dönemiyorum n'olur sen gel bana gelde pitsin sana olan bu özlemim. seni herzamankinden daha çok seviyorum.bunu şimdi daha iyi anladım. Aşkım bütüm iklimlerinde sewdim seni... söylenmez sözler söylenir olduunda fotağrafın sırılsıklamdı ellerimde.ençok o zamanlarda tenin yabancılaştı tenime,kendime wurdum. çok zamanezbere bildiim herşeyi unuttum! KıMLııMı UNUTTUM EY SEWGıLı... Benzeri görülmemiş tuhaf bir yaratıktım.Ama seni unutamadım.Beynimde damıttıım umutlar büyüttüm içimde.Bir sabah beni sıcak öpüşlerle uyandıracaına ilişkin umutlar büyüttüm.Gelinmez yollardan geldim.nasıl pusluyum.Ellerim unutmadı sıcaklıını.YANILMA!Senden yine wazgeçmedim. Gün oldu yaşanmış hüzünler ısmarladımgözlerime...Gelinmez yollardan geldim.Ellerim unutmadı sıcaklıını!! SENı ÖLE SEWDıM... demek bitti ha ! yazık neler yaşamıştık oysa neler hissetmişti kalbimiz,nasıl ağlamıştık mesafelerin uzunluğuna.Yazık aşkım sessizce gitmek yakışıyor mu bu aşka. hayret bakmaya doyamazdın gözlerime şimdi yüzüme bile bakmıyorsun.nasıl başardın bunu, nasıl yıkmaya el verdi yüreğin o hatıraları.dinlemedin bile giderken demek hatır da kalmadı.senmiydin saatlerce telefonumu bekleyen,senmiydin sesimi duymak için arayıp,sadece SENı SEVıYORUMMMM deyip kapatan senmiydin söyle. bir gurur dağıydım ben unufak; bir avuç kum oldum şimdi,evet artık yalvarıyorum sana.beni sensizliğin koynuna atma,yabancıyım bu karanlığa, yabancıyım sensizliğe.ben alışık değilim yok olmaya daha hazır değilim bu ayrılığa YALVARIYORUUUUMM bir düşün lütfen şarkılar söylerdik birlikte en güzel şarkılar ikimizindi.en güzel besteler bizim içindi mutluyduk sevgilim değil mi?Bari bunu inkar etme ne olur bir zamanlar da olsa sevmiştin beni bu gün ayrılık yıl dönümümüz,hiçbirşey değişmedi sevgilim ben hala aşığım sana ilk günkü gibi,HALA SEVıYORUM SENı SEVGıLıM evet hala ya sen sen ne çabuk unuttun beni yıldönümünde ayrılığımızın evleniyormuşsun duyduğuma göre.yıkmak,derbeder etmek için beni bu yolumu seçtin daha insaflı olup öldüremez miydin beni sevgilim.Taparcasına sevdiğim için seni günahkarım zaten allahın huzurunda,ne olur tatlı canıma kıymayı ellerime bırakma sen yap şu işi al canımı ellerinde ölmeyi nasip et bana evet aşkım artık herşey bittiyse sende mutluluklar dilerim sana.lütfen mutlu ol onunla. ben gidiyorum yalnızlık benim adım artık.sana yemin ediyorum hiç kimse tutmayacak ellerimi,hiç kimse bakmayacak gözlerime senden başka.evlenmek mi başkasıyla hayır sevgilim asla.sana böylesine taparken giremem bir başkasının günahına. hoşçakal aşkım bir tek dileğim var senden kızın olura adını yasemin koy ve lütfen seni herzaman,sonsuza dek hatta mahşerde bile sevdiğimi unutma yeşil gözlün ...neden sen?? bunu o kadar soruyorum ki kendime,kendi kendime.sana yazmak aslında sana söylemek istediğim o kadar çok şey var ki!ama yapamıyorum nedenini iyi biliyorsun değil mi minik(!) sıçan.evet çok çok iyi biliyorsun. bu gece de yine her gece olduğu gibi seni bekliyorum.ve bu kez gelmiyor musun?sana ihtiyacımın olduğunu bildiğin halde...kanala bakıyorum.hala yoksun.ve ben seninle konuşmayı bile özlüyorum.yazdıklarını bile.bırak sesini,seni görmeyi,seni öpmeyi,sana dokunmayı,sana sarılmayı,seninle hayal kurmayı...düşünsene sadece yazmanı istiyorum !!! o ilk gece o sana slm verdiğim ilk gece nerden tahmin edebilirdim ki?böylesine duygu yüklü olucağım,böylesine benliğimde taşıycağım..söylesen gülerdim belki de.hatta bana yakında tanışıcaz dediğinde bile gülmüştüm. sana farkında olmadan bağlanmam komik aslında.çünkü sen hiç benim olmadın ki.yine de seni suçlamıyorum,suçlamadım ve asla suçlamam da.sanırım en doğrusunu yapıyorsun. ...kısa bir zamanlık bir oyun bizimkisi.tahminimce başlamadan biticek olan bir oyun.sahne,dekor,oyuncular ve yönetmenler aynıydı belki ama her karede,her dakikada hatta her saniyede farklıydı olaylar.bu farklılığı yaratan da sendin işte.kimi zaman sarıldım sana paylaşmak için sevincimi,kimi zaman kızdım 'seni sevmiyorum ' dedim haykırmak için öfkemi.bunlaraysa bir tek sözün,düşüncen ,dokunuşun,gülüşün,bir tek bakışın dahi sebep oldu. ne zaman zorluklar tıkadıysa yolumu;verdiğim savaşlarda daima seni bulmak isterdim yanımda.oysa sen kimbilir belki de başka kollarda... yine de senden öğrendiğim çok şey var.özellikle de söz konusu insanlarsa zekaysa hep öndeydin benden.bilmiyorum...herşeyi paylaşmak isterdim senle,hayatını bile.ama sanırım böyle bi sorumluluğu üstlenmek zor geldi sana :) evet ilk kez platoniğim.önceleri güldüğüm olay bu!ama tesadüfler o kadar karışıyormuş ki insanın yaşantısına.sen ruhsal durumumu bakışlarımdan anlayan,beynimin içini okuyan tek insansın.aslında sen beni tanıma şerefine ulaşmış tek insansın diyebilirim. eline çok koz verdiğim için mi, yoksa anlayabildiğin için mi bilmiyorum. sana veda maili atmayı bile düşündüm.ama yapamadım...klavyedeki tuşlar bıçak gibi geldi.öyle bi bıçak ki benden canımı söküp atmamı istemiş gibi...ve yine başaramadım.başaramıycam da! içinde yaşadıklarını bir gün bile belli etmedin bana yani tam anlamıyla.yine de hala dediğim bir şey var:ne mutluki bana seni tanımşım ne mutlukigülücüklerini içime sığdırmışım.ve olduğun gibi kal demiyorum SEVGıLıM ben seni olmadığın gibi de seviyorum... Evet biliyormusun seni hiç unutmadım nasıl unutabilirimki o kumsalda ay ışığında sen ve ben bunu kim unutabilirki seni o kadar çok seviyorumki anlatamam ya bu aşktanda öte birşey.Her anımda sen varsın hayatımın içinde beynimin vücudumun içinde içtiğim sıgaranın dumanı olarak düşünüyorum seni içime içime hapsediyorum hiç çıkmamak sızın kollarımın içine sarmak istiyorum seni hiç bırakmamak sızın o sıcaklığı bir daha tatmak istiyorum o dudaklarının sıcaklığını üşüdüğümde beni saran kollarını kısacası seni istiyorum ONUR bir daha görsem seni bir kere inan o an hiç bırakmamasına sarılırım sana sımsıkı.hatırlıyormusun üşüdüm dediğimde beni ısıttığını evet şimdide öok üşüyorum aşkım ve beni ısıtan sen yoksun donuyorum aşkım hadi gene ısıt beni. HER ANIMDA HAYKIRA HAYKIRA ıSMıNı BAğIRMAK ıSTıYORUM HER YERDE HAYKIRA HAYKIRA ÖLENE DEK SENı SEVıYORUM DEMEK ıSTıYORUM VE SENı ÇOK AMA ÇOK SEVıYORUM
ASKER YOLU BEKLEYİŞİNİN ÖYKÜSÜ Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine, ben ger gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim;SEN YOKTUN..... Binlerce adım attım bu istanbul sokaklarında.Beraber gezdiğimiz her köşeyi, her parkı,her ağacı ezberledim.Sevdamıza bulanmış her kaldırım taşında senin izlerini aradım;SEN YOKTUN..... Senin kokun sinmiş evimizin duvarları birer birer üzerime yıkıldı.Her bir hücremin acısını yüreğimin derinliklerinde hissederken beni o enkazın altından çekip alacak ellerini aradım;SEN YOKTUN.... Özlem şarkılarını ezberledim.Kimini bağıra bağıra,kimini fısıltıyla söyledim.Karanlığa haykırdım hasretimi.Sesimi duyarsın diye bekledim;SEN YOKTUN..... Senden gelecek bir tek haberi bekledim.Saatler asırlar gibi geldi geçmedi....Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen atışlarıyla açtım.Senden başka duyduğum her seste hep aynı hayal kırıklığını yaşadım;SEN YOKTUN..... Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına uzattım her gece.Bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasını istedim.Olmadı!Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan.Kaç gece sokaktaki ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye;SEN YOKTUN.... Her yağmurla birlikte hüzünde yağdı sensiz bu istanbul'un üzerine.Bulutlar yalnızlığımın işaretiydi benim için.Beni ıslatan yağmur olmadı!Ben zaten senin özleminle sırılsıklamdım.Hayat merhaba derken bahara çiçek çiçek benim gönlüm hep karakışlardaydı;SEN YOKTUN.... Her istasyon,her otogar adresim oldu.Otobüslerdeki her yolcuya sensindir diye baktım,senden bir iz aradım.Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım.Kıyılarda tükettim bekleyişlerimi.Hep sensiz gemiler geçti limanlardan;SEN YOKTUN.... Gözümden bir tek damla yaş akmadı. Onlar sana aitti sana kalmalıydı!Kimselere söyleyemedim acılarımı,bekleyişimin öyküsünü kimselere anlatamadım.Nice fırtınalar koptu yüreğimde.Dalgalar dövdü hayallerimi.Sığınacak bir liman,yaslanacak bir omuz aradım;SEN YOKTUN..... Her gece ay paramparça oldu.Her gece yıldızlar birer birer düştü sokaklara.Yıldızları saçlarıma takıp gelmeni bekledim.Ayı avucunda bana getirmeni bekledim.Ve bir güneş gibi doğup aydınlatmanı bekledim sensiz bu zifir karası dünyamı ama SEN YOKTUN.......
Aşkımı sana nasıl anlatsam bilmiyorum. Ama bildiğim tek ama tek şey seni delicesine çok sevdiğim. Seninle öyle bütünleştim ki ayrılmak değil kopamıyorum senden. Ne seni bırakabiliyorum; ne de kendimi hiçe sayıyorum. Bunların ikisini de yapamıyorum. Çünkü artık düşünemiyorum. Kafama, benliğime o kadar yerleşmişsin ki; seni oradan çıkartmak olanaksız. Belki kendimi küçük düşürüyorum ama sevgide küçük düşme söz konusu olsa bile seve seve senin için her adımı atarım. Seni o kadar çok sevdim ki artık aşkım senden bile öte. Seni sevdiğimi dağlara, taşlara kısacası heryere; bütün kainata haykırmak istiyorum SeNi SeViYoRuM; SeNi SeViYoRuM; SeNi SeViYoRuM... Bu kelime topluluklarını defalarca senin için ama yalnız senin için tekrarlayabilirim. Biliyor musun; seni sevdiğimden beri artık çevremdeki herşey gözüme daha güzel daha hoş ve de daha ümit verici gelmeye başladı çünkü onlar bana seni hatırlatıyor... Dağlar gibi sende içimde çok büyük tutunulması zor bir yerdesin. Tepeler gibi sende içimde ulaşılması zorsun. Zirveye sadece bir kişi çıkar senin yaşamında; işte o da ben olmak istiyorum zirvede tek ben; BEN VE SEN... Su gibi berraksın ama içimdekileri de alıp götürüyorsun Yol gibi senin de sonun yok; yani seni sevmenin sonu yok... Bu böyle nereye kadar sürer bilemem tabi Bunu ben belirleyemem; ama şunu bil ki seninle ölüme bile varım!!! Sensiz geçen bir gün değil bir salise bile düşünemez oldum. Sen benim; benliğim, varlığım, hayatım, geleceğim, çılgınlığım, sevincim, mükemmelim, sevdiceğim kısacası herşeyim herşeyimsin... Sensiz bir hayatın oksijensiz yaşamdan farkı yoktur.Aldığım nefes içtiğim su yürüdüğüm yol herşeyde sen ve senden izler var. Seni seviyorum be sevgili... Bunu sana korkakça değil işte böyle mertçe söylüyorum. DuyguLar Vardir anLatiLamayan...SevgiLer Vardir KeLimeLere Sigmayan...ßakisLar Vardir InSani Ömür ßoyu agLatan...yoLLar Vardir asiLmaSi Güç oLan...KaLpLer Vardir aciLarLa ParçaLanan...Ve InSanLar Vardir Hiç UnutuLmayan...!Sanma ßeni Sevipte ßirakanLardan. BeNiM SeVGiM MeZAaRa KaDaR oLaNLaN...!!! Öylesine mutluyum kıvançlıyım ki bugün sonsuzluğunu haykırmak için çabalıyorum. Şu güçsüz kollarımın olanca gücüyle güçlü olmalıyım diyorum kendimce güçlü Neden bilirmisin? Çünkü yüreğimde yaşattığım bir dünya vardır. İçinde barındırdığım insanlarda başka başkadır. Saf , tertemiz , bütün kötülüklerden arınmış. Ben böylesine insanlara ÖZLEM, SEVGi, SAYGI duyarım. Yaşattıkça yaşatmak isterim yüreğimde...! Şu an ki durumuma gelince ; Seven kişilerden bahsetmek isterim. Bence seven kişi tüm iyi şeyleri seven, gören, düşünen kişidir. İnsan böyle bir şeyi varlığında yaşattığında insandır. Ve yaşıordur. Yitirdiğinde ise her şeyi ölmüştür. Belki yaşıyordur ama duyuş, düşünüş, hissediş ve anlayış nerede kalmıştır. Bir bitkiden farkı var mıdır? Öyleyse... Neden yaşıyoruz ve insan denilebiliyor. Bu kelimenin gerçek anlamını taşımak gerekiyor galiba... Sence Sıkıldım !!! Her neyse işte... Vakit bir hayli ilerledi. Ortalıkta büyük ve derin bir sessizlik var. Sadece evet evet şimdi bir tren sesi geliyor. Çok şey yazabilmek için durdurmak istiyorum. Dakikaları zaman geçmesin istiyorum. NURAY sana duyduğum sevgiyi ifade etmek istiyorum. Edemiyorum ki dedim ya saliseler dahi benimle yarış edercesine ilerliyor. İçimden birileri saati kırıp parçalamamı istiyor. Saçmalamaya başladım gibime geliyor... Şu an saat 02:45 bile çoktan geçti. Biraz daha yazmak istiyorum ama olmuyor. |