Mehter Müzigi Mehter Türk geleneklerinde, bir senlik araci degil, azametin, ihtisamin ve görkemli olmanin bir isaretidir. Devletin ululugu ve kutlulugu, davullarin gümbürtüsü ile yankilanir. Türklerin devlet anlayisinda, halkin bütünlügü, devletin yüceligi kavramlari çok önemlidir. Bu inanis ve gelenekler, Islamiyet'ten önceki Türk devletlerinde de, Selçuklu ve Osmanli devletinde de, küçük degisiklerle yer almistir. Bu yapida üç önemli sembol vardir : Otag , hakanin veya baskomutanin bulundugu yerdir. Bu bir savas alameti olarak ortaya çikar çünkü otag yalnizca savaslarda kurulur. Hakanin Kösü , yani büyük davul, hakanlik otagini önünde durur ve yalnizca hakana aittir. Hakanlik Mehteri ise, sancagin altinda ve otagin önünde askerleri yüreklendirmek için çalan müzik toplulugudur. Sancak ve mehter, Türk devletinde birbirinden ayrilmaz çok önemli olgulardir. Mehter vurusu ile otagdan çikilir ve savas akinlarinin ilk adimlari atilmis olurdu. Türklerin Orta Asya geleneklerinde, devletin basi olan Hakan'in otagi önünde kurulan büyük Davulun ve Kösün günün belli zamanlarinda çalinarak gücünü göstermesine Nevbet (Nevbe) dögme ya da vurma denilirdi. Nevbet dögmek, devletin basi olan Hakanin gücünü dosta düsmana göstermesi ve özellikle düsmanin yüregine korku salmasi seklinde yorumlanirdi. Osmanli da sancak gibi mukaddes bir varlik halinde yasatilan mehter, bagimsizligin, devlet varliginin önemli bir göstergesi olmasinin yani sira, meydan savaslarinda, kale kusatmalarinda, deniz savaslarinda düsmana hücum esnasinda, vurdugu hamasî havalarla duygulari kamçilar, sahlandirir, askeri sevke getirir, ordunun moralini yükseltirken çikardigi müthis gümbürtüyle düsmanin moralini yok eder, onu bozguna ugratirdi. Meydan savasinda, tek bir hakanlik kösü bile, kendi basina bir mehterdi. Hücum ve duraklamalari,hakanlik kösü belirler, davul ve borulardan olusan mehter, savasta orduyu yönlendirdi. Savasta yenilgi, mehterin yagmalanmasi ile kabul edilirdi. Bu durumda en zorlu savaslar sancak ve mehter çevresinde olurdu. Görülüyor ki mehter, savas alaninda, sadece bir müzik toplulugu olmaktan bir anlamda uzaklasirken baris zamaninda müzik yönü daha çok öne çikiyordu. Baris zamaninda mehter, hakanin saltanatinin ve devlet hayatinin devam ettiginin bir göstergesiydi. Bunun disinda davul ve mehter, devletin haber ve ilan gibi islerini de yerine getirirdi. Osmanli mehterinde; zurna, boru, kurrenay ve mehter düdügü gibi üflemeli / nefesli, kös, davul, nakkare, zil ve çevgân gibi vurmali ya da çirpilan çalgilar yer alirdi. Çalgilarin sayisi esit tutulur ve bu sayiya göre mehterin kaç katli oldugu belirlenirdi. "Tabl ü alem-i hassa" adi verilen ve en büyük mehter olan Padisah mehteri, dokuz katliydi. Bunun anlami, her çalgidan dokuz adet var demekti. Bu sayi sonralari, on iki hatta on altiya kadar yükselmisti. Padisahtan baska, Vezir-i âzam-in (Basbakan'in) Kubbe vezirlerinin (Kabine üyelerinin), Defterdar ve Reisü'l küttab'in (Maliye ve Dis isleri Bakani'nin) Mehterhâneleri oldugu gibi, ülkenin çesitli eyâletlerinde ve kalelerinde de Mehter takimlari bulunur ve görev yapardi. Mehter'in etki gücü Avrupalilar tarafindan da degerlendirilmis ve Mehter örnek alinarak çesitli Avrupa ülkelerinde Askerî Müzik topluluklari, "Bando"lar kurulmustur. Gluck, Mozart, Beethoven gibi bestecilerin Mehter'den esinlenerek müzikler yazdiklari da bilinmektedir.
Mehter Müzigi
|